Hiç düşündünüz mü ? Ya hayatımızda elektrik hiç olmasaydı yada elektrik elmas gibi çok zor ulaşılabilen bir madde olsaydı, o zaman ne yapardık ?
Elektrik hayatımızın bir parçası olduğu gibi aynı zamanda vücudumuzun da bir parçasıdır. Zaten elektrik dediğimiz madde, elektronların akışıdır yani bir protein maddesi bile elektron alışverişi yapar, nasıl olurda elektriği hayatımızdan çıkarabiliriz. En azından tam anlamıyla çıkarmamız mümkün değil.
Elektriği iki gruba ayırabiliriz ;
- Organik elektrik
- Yapay elektrik
- Organik elektrik, canlılar içerisinde gerçekleşen yada doğanın kendiliğinden icra ettiği elektrik.
- Yapay elektrik, insanların enerji ihtiyaçlarını karşılamak için kontrol altına aldığı elektrik.
Bu kavramları böyle tanımlamamın sebebi elektriğin kontrol edilebilir ve kontrol edilemez boyutlarının iyi kavranmasını sağlamak. Ben bugün organik elektiriği yani biyolojik faaliyelerimiz için zorunlu olan elektron alışverişini anlatmayacağım. Bugün enerji ihtiyaçlarımız için kontrol etmeye çalıştığımız elektrikten bahsedeceğim.
Öncelikle, elektron nedir ?
Elektronlar '-' yüklere sahip elektirik yükleridir. Elektronu iyi anlayabilmek için atomun yapısını bilmeliyiz. Atomun çekirdeğinde protonlar ve nötronlar, dış katmanında ise elektronlar bulunur. Protonlar '+' yüke, elektronlar '-' yüke sahipken, nötronlar ise nötr' dür. Bu dış katmanda bulunun elektronlar (değerlik elektronları) zıt yüklerin (protonlar) etkisiyle bir elektrik akışı oluşturur (elektrostatik kuvvet). Bu akış, elektrik akışıdır. Bu yüzden biz elektron ve proton için elektrik yükleri ifadelerini kullanırız.
Elektron akışı nasıl oluyor ?
Akış daha çok elektronun hareket etmesi yani protonun elektronu iterek hareket ettirmesiyle gerçekleşiyor.
Bunun sebebi, protonlar çekirdektedir, elektronlar ise katmanda bu yüzden çekirdekten kopmak yerine elektronu kendisine çekerek kopmasını ve hareket etmesini sağlıyor. Elektronlar ise son katman üzerinden serbest hale geçerek hareket ederler. Elektronların son katman üzerinden serbest hale geçmesinin sebebi, çekirdeğin yüksek bir çekim gücünde olması ve katmanlar çekirdeğe yaklaştıkça serbest hale geçmelerinin zorlaşmasıdır. Son katmanlar elektronun serbest hale geçebilmesi için ideal zayıflıktadır.
Peki ya elektrik nedir ?
Elektrik, elektronların yukarıda anlattığım akış fenomeniyle dinamik ve statik olmak olarak enerji açığa çıkarmasıdır (dinamik; sürekli bir elektron alışverişinin sağlanması, statik; depo edilmiş enerjinin kendisini eşitlemesi ve durması). Biz bu enerjiye elektrik enerjisi diyoruz.
Elektrik enerjisi için elektronların akışı , bu akış için de zıt yüklerin birbirini etkilemesi gerektiğini söyledik. Bu elektrik enerjini doğadan hazır karşılayamıyoruz. Örneğin kısa süre içerisinde eşitlenecek iki zıt yüklü madde benim için gerekli olan dinamik enerjiyi sağlayamaz. İşte bunun için biz potansiyel bir fark oluştururak sürekli enerji sağlıyoruz.
Potansiyel fark nedir ?
Potansiyel farkın aslında potansiyel enerjiden farklı olmadığını söyleyebiliriz. Şöyle ki bir maddenin (bir top diyebiliriz ) belli bir mesafeden aşağı bırakılması, maddenin yere düşene kadar bir potansiyel enerjiye sahip olduğunu gösterir. Bu madde yere düştükten sonra potansiyel enerjisi sıfırlanır. Bizim elektrik enerjimiz için de kontrol edilebilir bir süreklilikte potansiyel enerji oluşturmamız gerekir. Bunun için pilin bir ucunu (+) topun bırakıldığı nokta topun düştüğü noktayı da pilin diğer ucu (-) olarak düşünebiliriz. Bu maddenin ışık hızıyla tekrar tekrar düşmesi olayı bizim için belli bir süreliğine potansiyel fark yaratır. Yani 'eksi(-)' uç ile 'artı(+)' uç çekim gücü oluşturur. Buna potansiyel fark denir. Bu potansiyel farkın olduğu devrenin üzerine konulan bir elektronik eleman içerisinden elektron geçişi olur ve aktif hale gelir.
Şimdi geleli hayatımızda 'elektrik ya olmasaydı' sorusuna...
İnsanlık tarihine baktığımızda elektriğin enerji ihtiyacımızı karşılaması için kullanılmaya başlandığı tarih çok yakın (17.yy-18.yy). Bundan yaklaşık 200 yıl önce elektrik insanlar tarafından sistematik bir şekilde kullanılmıyordu.
İnsanlar ışık için gaz lambası, ulaşım için at arabaları, üretim için insan gücü kullanıyordu. Her ne kadar bu zamanın şartlarına bakınca zor gelsede hayat akışı devam ediyordu.Bizler ise şuan elektrik enerjisinin kullanımının ortadan kalkmasıyla, hayatımızı zorda olsa idare edebilme ihtimalimiz çok düşük. Bunun sebebi kendimizi elektriğe bağımlı hale getirmiş olmamız. Tabi bu bağımlılık bir ihtiyaç orası kesin ama şu anki çağımızda elektriğin hayatımızdan bir anda çıkması ile insanlar eskisi gibi zor da olsa hayatta kalabilecek mi ?
Hayatta kalmamız çok zor. Çoğu insanın bu hayattan eleneceği çok açık. Global hale gelen dünyamızda bir gün bile elektriğin olmaması iletişimin aksaması, ulaşımın aksaması, ısınma, güvenlik sorunu ve daha birçok sorun çıkartır. Yakın zamanda olan bir örneği vereyim. Meksika'da bu yıl yaşanan şiddetli soğuklar nedeniyle elektriklerde bazı aksaklıklar meydana geldi ve elektrik hizmeti verilemedi. İnsanlar evlerinde neredeyse donacaklardı! Çünkü günümüzde artık elektriğe bağımlı bir hale geldik . Dünyanın sistematik işleyen düzenine ciddi zararlar gelmesi için 3 günlük bir elektrik kesintisi yeterli olacağı kanısındayım.
Düşünsenize, her türlü bilginin dijital olarak kayıt dildiği, elektrik ile çalışan fabrikalar dışında üretimin neredeyse yapılmadığı, makinalaşmanın olmadığı sektör kalmaması ve aniden elektrikler gidiyor bir daha gelmemek üzere. Tam bir kaos. Bu durumun yaratacağı karmaşıklık içerisinden asla çıkılamaz. Nüfus az olsaydı belki kurtulabilirdik ama şuan ki nüfuslu bir zombi dünyasına dönerdi.
Ama ben dünyamızın yakın zamanda bir meteor ile yok olma ihtimalinin, dünyanın bundan sonraki dönemlerinde elektriksiz kalma ihtimalinden daha çok olduğuna inanıyorum. Elektrik çağına girdik, tüm enerji ihtiyaçlarımızı elektrik enerjisi ile karşılamaya başladık. Çünkü dünyamızın elektrik enerjisi potansiyeli, insanlık tarihine yetecek kadar yüksek.





0 Yorumlar