Bilimin akıl alıcı sınırlarını hayal edemeyen insanların klişe bir sözü var çoğumuzun da aşina olduğu ; " kim derdi ki ilerde telefon diye bir şey çıkacak ve tek tuşla dünyanın öbür ucunu arayacağız /göreceğiz diye". :)
Peki , bu insanlar neden telefon teknolojisinden önce uçak teknolojisi ile tanışmalarına rağmen neden telefon onlara daha büyülüymüş gibi geliyor? Neden ortalama 150 ton olan uçaklardan bu kadar etkilenmediler?
Cevap aslına çok basit. Görünürlük.
İnsanlar tarih boyunca gördükleri bilimden her ne kadar etkilenseler de göremedikleri bilim kadar etkilenmediler.
Yani bir ateşin yanmasından daha çok ateşin yaydığı fakat gözle görülmeyen ısı dalgasının bir şeyleri uçurması daha etkileyici ve büyüleyici gelmiştir. (Bunu detaylı başka bir postta anlatacağım)
Telefonun da asıl çalışma prensibi Sinyal üzerine kuruludur. Yani iletişimimizi sağlayan temel bilim elementimiz sinyaldir.
Bir Sinyali postacı olarak düşünebiliriz. Arasında ki fark postacı size getireceği bilgiyi aylar içinde getirebilirken , sinyal sahip olduğu atomik enerji sayesinde ışık hızında (sinyal elektromanyetik ışımadır) ve saniyeden daha az sürede yerine ulaşıyor.
şimdi birde şöyle düşünelim ; postacı bize mektubu getirdi ama mektup bizim anlayacağımız dil ile yazılmamış. İşte telefonlarımıza gelen ve giden sinyaller de dönüştürücüler(transeducer) aracılığı ile elektrik sinyallerinde dönüştürülür. iletimin alıcıya ulaşmadan önce son aşamada tekrar dönüştürücü ile anlamlı mesaja dönüştürülür.
Daha detaya iniyorum...
Telefonunuz ile konuştuğumuz zaman telefonun mikrofonu tarafından sesisiniz alınır daha sonra sesiniz MEMS ve entegreler ile dijital bir sinyale dönüştürülür.
Bu dijital sinyal içerisinde sizin sesiniz 1 0 1 0 0 1 1 0 1 ... (Binary) gibi bir formatta saklanır. Sonra telefon içerisinde bulunan anten dijital sinyali alır ve onları manyetik dalgalar şeklinde iletir.
Elektromanyetik dalgalar dijital sinyali aktarır. Fakat direk olarak bu dalgalar karşı tarafa ulaşamaz çünkü fiziksel ortam mesafe ve dünyanın elips olması sebebiyle bu gerçekleşemez. Bunun için baz istasyonları kurulmuştur. Baz istasyonları bölgelere eşit olarak dağıtılmıştır.
Biz telefonla birisini aradığımız zaman telefonumuzdan çıkan elektromanyetik dalgalar baz istasyonuna gider. Sonra bu elektromanyetik dalgalar yüksek frekanslı ışık darbeleri ile hızlı bir şekilde karşı tarafın bölgesinde ki baz istasyonuna ulaşır. Daha sonra bu istasyondan da dışarıya tekrar elektromanyetik dalga olarak yayılır. Bu arada şunu da belirteyim ki baz istasyonlarına gönderilen sinyallerin karışmamasının sebebi kullandığımız sim kartlardır. Sim kartlar kişinin bölgesini kişilerini tanımlayarak aradığınız kişinin bölgesini tespit eder. Böylelikle herhangi bir karışıklık olmaz.(Yani Ali'yi arayıp fakat john'a bağlanma ihtimali yoktur)
Tabi tüm bunlar sadece 300.000 km/sn de oluyor .



0 Yorumlar