Virüsler, gözle görülemeyecek kadar (atomik boyutlarda) küçük , canlılığı halen tartışma konusu olan protein temelli ve canlı hücreleri kontrolü altına alan (enfekte olma ) yada bunun için çalışan gerektiği zaman mutasyon geçirerek kendisini hücrelere kabul ettirmeye çalışan akıllı organizmalardır.
Dünya tarihine bakıldığın da virüslerin neolitik dönemlerden (12.000 yıl önce) bu yana insanların sosyal hayatını etkilediği görülür. Virüsler ; hayvanlarda , bitkilerde veya insanlarda bulunabilir. Fakat virüslerin bir çok çeşidi insanlara hayvanlardan ve bitkilerden geçmiştir. İnsanlar binlerce yıl öncesinde hayvancılık ile beslenirlerdi. Daha sonralarda artan nüfus insanları tarıma yönlendirdi. Böylelikle bitkilerden insanlara bir virüs akımı başladı. Patateslerden insanlara geçen patates virüsü (potyvirus) , kuşlardan insanlara geçen grip (influenza) , atlardan insanlara geçen nezle (Rhinovirus) gibi birçok virüs insanlara geçti.
Tabi zaman içerisinde insan vücudu birçok virüse karşı bağışıklık kazandı. Yada aşılar geliştirildi. Günümüzde nüfusun , insan dışı canlılar ile olan ilişkilerin ve seyahatlerin artması virüs çeşitliliğini arttırdı (mutasyon) ve salgınların ciddi boyutlara ulaşmasını sebep oldu.
Peki bu virüslerin yapıları nasıldır
Virüsler, Bakterilerden ortalama 15 kat daha küçük ve 15-280 nanometre çaplarındadır. Optik mikroskopla görülemezler. Virüslerin incelenmesi için elektron mikroskobu kullanılır (Elektron mikroskobunu detaylı başka postta anlatacağım). Virion yani enfekte gücünde bulunan gruplar halinde etki edebilirler.
Yakın zamanda bir mühendis dünyada ki korona virüs miktarını hesapladı . Tüm dünyadaki korona virüslerin toplamının bir 330 cc kola kutusunu dolduramadığını ortaya çıkardı...
Virüsler temel 3 yapıdan oluşur; Kapsit (protein kılıf) , Zarf , Nükleik asitler
Yani kısacası nükleik asitlerden ve proteinlerden oluşurlar.
Peki virüsün elektrik ile nasıl bir ilişkisi olabilir ?
Proteinlerin yüzeylerinde pozitif ve negatif yükler bulunur. Yükler arasında iyonizasyon gerçekleşir. İyonizasyon ile yani elektriksel yüklerin etkileşimi fiziksel bir etki ortamı oluşturur. Elektronlar protonlara elektromanyetik kuvvet ile çekilir. Elektronların çekirdeklerinden uzak olmaları , elektronların ayrılmasını kolaylaştırır (sodium [Na] , Francium [Fr]). İyonlaşma enerjisi atom yarıçapı ile ters orantılıdır. Çünkü Atom yarıçapı küçüldükçe çekim gücü ve elektron mesafesi artacaktır. Atomlar son yörüngelerini kararlı tutmak istemeleri de bir sebep olarak gösterilebilir. Proteinlerin - virüslerin temel yapısını oluştururlar- içerisinde ki elektron alışverişleri bir elektrik alanı oluşturur.
Harcanan enerjilerin farklılık gösterdiği durumlar vardır ; İyonlaşma enerjisi , Elektron ilgisi.
İyonlaşma enerjisi elektron koparmak için enerji harcanması olayıdır. Elektron ilgisi ise elektron kazanmak için enerji harcanması olayıdır. Her iki olay sırasında enerji harcanır yüklerin miktarları değişir. Tabi tüm bunların yanında elektronegatifliği - bir atomun elektronlarını kuvvetli bir korumaya alması durumu - unutmamak gerekir. Proteinler elektrik alandan etkilenirler. Buraya kadar elektron elementlerin temel elektron alışverişinden bahsettim.
Virüslerin temelini oluşturan Protein hangi elementlerden oluşuyor?
Karbon (C) , Oksijen (O) , Azot (N) , Hidrojen (H) , Kükürt (S) , Fosfor(P) , Sodyum (Na)
Birde bunların elektrik alandan nasıl etkilendiklerine bakalım...
Oksijenin iyonlaşma enerjisi azotun iyonlaşma enerjisinden düşüktür (orbital diziliminden kaynaklıdır).
Eğer azot bir elektron kaybederse özel kararlılığını kaybeder. Oksijen , bir elektron kaybederse özel kararlılık kazanır. Bundan dolayı oksijenin iyonlaşma enerjisi , fazladan bir protonu olmasına rağmen azottan daha düşüktür.
Aynı şekilde ;
Karbonun elektronegatifliği = pauling ölçeğine göre 2,55. 1.iyonlaşma enerjisi : 1086,5 kj/mol
Oksijenin elektronegatifliği = pauling ölçeğine göre 3,44. 1.iyonlaşma enerjisi : 1.313,9 kj/mol
Hidrojenin elektronegatifliği = pauling ölçeğine göre 2,20. 1.iyonlaşma enerjisi : 1312,0 kj/mol
Azotun elektronegatifliği = pauling ölçeğine göre 3,04. 1.iyonlaşma enerjisi : 1402,3 kj/mol
Kükürtün elektronegatifliği = pauling ölçeğine göre 2,58 . 1.iyonlaşma enerjisi : 999,6 kj/mol
Fosforun elektronegatifliği = pauling ölçeğine göre 2,19 1.iyonlaşma enerjisi : 1011.8 kj/mol
Sodyumun elektronegatifliği = pauling ölçeğine göre 0,93 1.iyonlaşma enerjisi : 495,8 kj/mol
İyonlaşma olayı , Elektron ilgisi , Elektronegatiflik kuvvet ; Elementlerin içerisinde veya aralarında gerçekleşen elektron almak/vermek için enerji harcama olaylarıdır. Bu olayların gerçekleşmesi durumlarında elektrik alan oluşur.
Virüslerden proteinlere proteinlerden C-O-N-H-S-P-Na elementlerine elektrik yüklerinin aktarımı ve elektrik alanın oluşumu bu mantıkla gerçekleşir.



0 Yorumlar