'Avatar: The Last Airbender' serisini izleyenler, bu çizgi dizide ki yıldırım bükme sahnelerini hatırlar. Aslında yıldırımı yani elektriği bu çizgi dizideki gibi pratikte kontrol etmemiz mümkün olmasa da teoride vücudumuzdaki elektrik ile dışarıdan etki edecek bir potansiyel fark sonucu elektriksel etkileşim mümkündür.
Birçok insan bu durumla çok kez karşılaşmıştır. Örneğin, bazen bir markete girecekken elimizin kapıya değdiği an bizi çarpan elektrik. Bu vücudumuzda bulunan elektrik ile temas ettiğimiz alanda birikmiş olan elektiriğin arasında bir potansiyel fark oluşması sonucu vücudumuzdan akması olayıdır. Biraz daha detaya girelim...
Vücudumuzdaki bu elektrik enerjisinin kaynağı nedir ?
İnsan vücudu; sodyum, potasyum, kalsiyum,magnezyum,fosfor, klorür gibi belli elektrik yüklerine sahip elementler bulundurur. Hücrelerimiz bu elementler sayesinde iyonları yani yüklü elementleri elektrik enerjisi üretiminde kullanıyor. Bu enerjiyi oluşturacak elementleri ise dışarıdan aldığımız besinlerden karşılıyoruz. Solunum sonucu da parçalıyoruz . Süper bir döngü :) Hücrelerimizin dış çevresi potasyum, iç kısmı ise sodyum sıvısıdır. Bu yapı hücrenin elektrik oluşturmasını sağlar. Daha genel bir tanımla şunları söyleyebiliriz; fiziksel ortamda olduğu gibi vücudumuzda da elektrik farklı atomların veya farklı molekülleri kendi aralarında oluşturdukları kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşur. Fiziksel ortamdakinden farkı sadece daha mikro düzeyde olmasıdır.
Peki vücudumuzdaki elektrik hangi amaçlar için kullanılır ?
Buna ilk vereceğim örnek sanırım kalp olmalıdır. Çünkü elektrik akımlarının başında kalp ritmi gelir. Elektrik akımları kalp kaslarının kasılmasını sağlar. Kalplerimiz, sinoatriyal düğümler(SA) adı verilen bir grup hücre içerir. SA düğümündek hücreler hem içeriden hem dışarıdan elektrolittir. Yani yukarıda söylediğimiz gibi sodyum, potasyum, magnezyum gibi elektrolitlerdir. SA düğüm hücrelerinin dışında sodyum ve kalsiyum, içinde ise potasyum bulunur. Bunlar arasında ki alışverişler kalbin stresini boşaltmasına yada kasılmasını sağlar. Bu durum elektriğin kas alanında kullanımına örnektir. Elektrik sinir sistemimizin vücudumuza ve beynimize sinyaller iletmesi yani ne yapmaları gerektiğini söylemesi için yine elektriği kullanır. Bu sayede harket etmemiz, düşünmemiz yada acı gibi hissiyatları hissetmemiz sağlanır.
Vücudumuzda ne kadar elektrik var ?
Bunu iki şekilde analiz edebiliriz. İlk olarak dinlenme halinde ki elektriğe bakalım. Dinlenme halindeki elektrik, insanın aktif durumda olmadan bulundurduğu elektriktir. Örneğin düşünmemek, hareket etmemek gibi durumlar. Bu da ortalama 100 watt güce eşittir. Diğer durum ise aktif haldir. Aktif halde yani insanlar elektirik enerjisini fazlaca kullandığı durumlarda bu elektrik miktarı 500 watt bandına kadar çıkabilmektedir. Kısa enerji boşalmalarında 2.000 watt'a kadar yükselebiliyor. (bu miktar insana zarar vermiyor mu? diye düşünüyor olabilirsiniz. Fakat enerji vücutta dağıldığı için ve sonrasın bir mekanik enerji gibi harcandığı için zarar vermesi mümkün değil. Vücudumuzun ürettiği elektrik stresini yine vücudumuz kontrollü bir şekilde boşaltabilmektedir.). Tabi tüm bu miktarlar ortalamadır. Her insanda miktar değişebilir. Sonuçta kişinin aldığı elementlerin oranında,ürettiği elektrik miktarına denkliği gibi bazı farklılıklar vardır.
Sonuç; Biz insanlarda temel yaşam döngümüz için elektrik üretmeye mecburuz. Bunun için dışarıdan aldığımız kimyasalları elektrik enerjisine dönüştürerek kullanıyoruz. Tıpkı bir elektrikli cihaz gibi önce şarj olup sonra bunu kullanarak deşarj oluyoruz. Böyle bir döngü :)



0 Yorumlar